Kısa cevap
Çok dilli web sitesi kurmak, sayfaları bir çeviri eklentisinden geçirmek değil; önce hangi dilde ve hangi ülkedeki müşteriye ulaşmak istediğinize karar vermek, her dile ayrı bir adres (çoğu işletme için /en/ gibi alt dizin) vermek, sayfaları hreflang ile birbirine bağlamak ve metni yerel okuyucuya göre çevirip uyarlamaktır. Google her dil sürümü için farklı URL kullanmanızı ve kullanıcıyı tahmine dayalı otomatik yönlendirmemenizi öneriyor.
Son güncelleme: 31 Ekim 2026. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir; KVKK, GDPR ve benzeri metinler için hukuk danışmanınıza başvurun.
Yabancı dilde arama yapan, yabancı dilde satın alan ya da güven arayan gerçek bir müşteri kitleniz varsa çok dilli site gerekir; yoksa yalnızca bakımı zor bir yük olur. İhracat yapan üretici, yabancı misafir ağırlayan otel veya klinik, yurt dışına hizmet veren yazılım ya da danışmanlık firması bu gruba girer.
Şu durumlarda genellikle gerekmez:
Önce en çok talep alacak sayfaları (ana sayfa, hizmet veya ürünler, iletişim) çevirip kalanını sonraya bırakmak da meşrudur. Önemli olan, yayınladığınız her dil sürümünün tamamlanmış olması.
İlk karar teknik değil ticaridir: bir dili konuşan herkese mi, yoksa belirli bir ülkedeki pazara mı hitap ediyorsunuz? Bu seçim URL yapısını, hreflang kodlarını ve içeriğin ne kadar farklılaşacağını belirler.
en, de, ar) yeterlidir.de-DE, de-AT) anlamlıdır.Kurgusal örnek: Tek bir İngilizce sürüm Birleşik Krallık ve ABD'de okunabilir; kargo, vergi ve yasal metin farklıysa iki sürüm gerekebilir.
Google, her dil sürümü için farklı bir URL kullanmanızı; çerez veya tarayıcı ayarıyla aynı adreste dil değiştirmemenizi öneriyor. Hangi yapıyı seçeceğiniz ise ihtiyaca bağlı: Google yapılardan birini üstün ilan etmiyor, artı ve eksilerini sıralıyor.
| Yapı | Örnek | Artı | Eksi |
|---|---|---|---|
| Alt dizin | firma.com/en/ | Kurulumu ve bakımı kolay; tek sunucu | Adresten hedefin dil mi ülke mi olduğu anlaşılmayabilir; siteleri ayırmak zor |
| Alt alan adı | en.firma.com | Kurulumu kolay; farklı sunucularda barınabilir | Hedef adresten net anlaşılmayabilir |
| Ülkeye özel alan adı | firma.de | Ülke hedefi çok net; siteler bağımsız | Maliyetli olabilir, bazı uzantılarda şart var, tek ülkeyi hedefler, ayrı altyapı ister |
| URL parametresi | firma.com?dil=en | Teknik olarak kolay | Google tavsiye etmiyor |
Tek markayla birkaç dilde ilerleyen çoğu küçük işletme için alt dizin en az bakım gerektiren seçenektir; bu Google'ın değil bizim değerlendirmemizdir. Her ülkede ayrı ekip ve hukuki yapı varsa ülkeye özel alan adı mantıklı olabilir. Adreslerin okunur ve dil kodunda tutarlı olması için SEO uyumlu kodlama yaklaşımı burada da geçerlidir.
hreflang, aynı içeriğin dil veya bölge sürümlerini Google'a bildiren etikettir; sıralamayı yükseltmez, kullanıcıya uygun sürümün gösterilmesine yardım eder. Google dili sayfanın görünen metninden anlar; hreflang ve HTML lang özniteliği dil tespiti için değil, sürümler arası ilişki içindir.
Üç yöntemden biri yeterli: <head> etiketi, HTTP başlığı (PDF gibi dosyalar için) veya XML sitemap. Google yöntemlerin eşdeğer olduğunu, hepsini birden kullanmanın fayda getirmeyip bakımı artırdığını söylüyor. Üç dilli bir sitede (kurgusal adresler) her sürümün <head> kısmında şu dört satır aynen bulunur:
<link rel="alternate" hreflang="tr" href="https://www.firma.com/" />
<link rel="alternate" hreflang="en" href="https://www.firma.com/en/" />
<link rel="alternate" hreflang="ar" href="https://www.firma.com/ar/" />
<link rel="alternate" hreflang="x-default" href="https://www.firma.com/" />
en), bölge ISO 3166-1 Alpha 2 (GB); bölge tek başına yazılamaz.Çok dilli projelerde en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:
en-UK yaygın bir yanlıştır (Birleşik Krallık için GB); tek başına GB ya da TR da geçersizdir. Google "UK" gibi ayrılmış kodların etkisiz olduğunu belirtiyor.noindex taşıyan ya da 404 veren adresleri etikete koymak. Etiketteki adresler doğrudan açılan, dizine alınabilir sayfalar olmalıdır.Makine çevirisi taslak için işe yarar; ancak satış ve güven sayfaları yayına hiç insan gözü görmeden çıkmamalı. Google'ın 2010 tarihli eski bir blog yazısı otomatik çevirilerin dizine girmemesini öneriyor; spam politikalarında ise ölçekli içerik üretiminde "çeviri gibi otomatik dönüşümler" örnek olarak geçiyor. Çeviri araçları o dönemden çok ilerledi, yine de okuyucuya değer katmayan, toplu üretilmiş çeviri sayfaları risklidir.
Çeviri metni aktarır; yerelleştirme sayfanın o ülkedeki okuyucuya doğal gelmesini sağlar. Kontrol edilecekler:
Arapça, İbranice ve Farsça sağdan sola yazıldığı için yalnızca metni çevirmek yetmez; sayfa düzeni de yön değiştirmelidir.
<html lang="ar" dir="rtl"> kullanın.margin-left yerine margin-inline-start gibi yöne duyarlı özellikler kullanırsanız tek stil dosyası iki yönü de taşır.RTL desteğini sonradan eklemek baştan planlamaktan zahmetlidir; Arapça düşünüyorsanız tema ve bileşenleri tasarım aşamasında buna göre kurun. Kurumsal web sitesi projelerinde bu karar kapsamı doğrudan etkiler.
Ziyaretçiyi IP adresine ya da tarayıcı diline bakarak otomatik olarak başka bir dil sürümüne yönlendirmeyin; seçimi kullanıcıya bırakın. Google, tahmine dayalı yönlendirmenin kullanıcıların ve arama motorlarının tüm sürümlere ulaşmasını engelleyebileceğini belirtiyor.
Nedeni teknik: Googlebot çoğunlukla ABD merkezli adreslerden tarar ve Accept-Language başlığı göndermez. Her İngilizce konuşana İngilizce sayfa gösterirseniz diğer sürümleri hiç göremeyebilir. Bu yüzden her sürüm kendi adresinde ve doğrudan bağlantıyla erişilebilir olmalı.
<a href>) olarak koyun; yalnızca JavaScript ile çalışan menü tarayıcılar için görünmez kalabilir.Her dil sürümü, kendi dilinde başlık, açıklama ve yapılandırılmış veri taşıyan bağımsız bir sayfa gibi ele alınmalı; çevrilmemiş başlık ve açıklamalar arama sonucunda yabancı durur.
inLanguage gibi alanlar kullanılabilir.xhtml:link öğeleri kullanılır.Dil sürümleri de sitenin hız, taranabilirlik ve dizinleme kurallarına tabidir; genel çerçeve için teknik SEO yazımıza bakabilirsiniz.
Dil sürümlerinin işe yarayıp yaramadığını görmek için verileri sürüm ve ülke bazında ayırın; toplam rakam, Türkçe sayfaların etkisi yüzünden İngilizcedeki değişimi gizleyebilir.
/en/, /ar/ gibi dizinleri ayrı inceleyin, ülke filtresiyle gösterim ve tıklamanın hangi ülkeden geldiğine bakın.Yeni dil sürümlerinin dizine girip görünür olması zaman alır; kesin bir süre veremeyiz, birkaç aylık bir pencerede değerlendirmek makuldür.
Çok dilli sitenin asıl maliyeti kurulumda değil sonrasında çıkar: her yeni sayfa, kampanya ve yazı seçtiğiniz dil sayısı kadar iş demektir. Maliyet; dil sayısına, sayfa sayısına, güncelleme sıklığına, çeviri kalitesi beklentisine ve RTL gibi tasarım gereksinimlerine göre değişir. Önce şunları yanıtlayın:
Bir veya iki dille başlayıp talep geldikçe genişletmek, altı dili yarım bırakmaktan genellikle daha sağlıklıdır. Kapsam netleşince teklif alabilirsiniz.
x-default tanımlı; kodlar geçerli (en-GB, en-UK değil).dir="rtl" ve ters düzen gerçek cihazda test edildi.Çok dilli bir site planlıyorsanız dil sayısını, çevrilecek sayfaları ve teknik kurulumu birlikte netleştirebiliriz; hedef pazarınızı ve mevcut sitenizi anlatarak teklif formunu doldurmanız yeterli. Arama görünürlüğü için SEO hizmeti sayfamıza, temel kavramlar için SEO nasıl yapılır rehberine bakabilirsiniz.
Genellikle değil. Otomatik çeviri taslak için faydalı olabilir, ancak Google otomatik çevirilerin dizine alınması konusunda eski rehberinde temkinli davranıyor. Satış ve güven sayfalarını insan gözü geçirmelidir.
Google bir tanesini üstün ilan etmiyor. Tek markayla birkaç dilde ilerliyorsanız alt dizin kurması ve bakımı en kolay seçenektir; her ülkede bağımsız çalışan yapılar için ülkeye özel alan adı düşünülebilir. URL parametresi önerilmiyor.
Hayır. Aynı içeriğin diller arasındaki ilişkisini bildirir ve kullanıcıya uygun sürümün gösterilmesine yardım eder.
Önermiyoruz. Google, tahmine dayalı yönlendirmenin kullanıcıların ve arama motorlarının tüm sürümlere ulaşmasını engelleyebileceğini belirtiyor. Görünür bir dil seçici ve isteğe bağlı öneri bandı daha güvenlidir.
Kesin sonuç vaat edemeyiz. Site, yabancı müşterinin sizi bulup güvenebilmesi için gereken zemindir; talebi rekabet, ürününüz, hedef pazarınız ve tanıtım çalışmalarınız belirler.